Uzm. Diyetisyen Emel Yılmaz; Hacettepe Üniversitesi mezuniyeti ve 12 yıllık Sağlık Bakanlığı tecrübesiyle Ankara Çukurambar diyetisyen ofisinde hizmet vermektedir.  Kilo yönetimi, hastalıklarda beslenme, gebe ve çocuk beslenmesi alanlarında Ankara genelinde yüz yüze ve online diyetisyen hizmeti sunmaktadır.

Ankara diyetisyen, Çukurambar diyetisyen
  • Hafta İçi: 09.00 - 20.00 Cumartesi: 10.30-17.00
  • Next Level Rezidans B Blok 5. Kat No:502 Çankaya / Ankara
  • Randevu Alın
Kronik kabızlık nedir neden olur ve nasıl önlenir
Beslenme ve Sağlıklı Yaşam

Kronik kabızlık, dışkılama sıklığının azalması, sert veya kuru dışkı, aşırı ıkınma ve tam boşalamama hissi gibi belirtilerin uzun süre devam ettiği yaygın bir bağırsak problemidir. Kronik kabızlığın nedenleri yalnızca yetersiz lif ve su tüketimiyle sınırlı değildir; bağırsak hareketlerinin yavaşlaması, bazı ilaçlar, fiziksel hareketsizlik, dışkılama alışkanlıkları, pelvik taban sorunları ve bazı sağlık durumları da kabızlığın ortaya çıkmasında rol oynayabilir. Bu nedenle uzun süren kabızlıkta yalnızca geçici çözümlere yönelmek yerine altta yatan nedenlerin değerlendirilmesi önemlidir.

Günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilen kronik kabızlık, çoğu zaman yalnızca yetersiz lif tüketimiyle ilişkilendirilse de aslında sindirim sistemi, bağırsak hareketliliği, dışkılama mekanizması, kullanılan ilaçlar ve yaşam tarzının birlikte rol oynayabildiği çok faktörlü bir durumdur.

Güne şişkinlik hissiyle başlamak, dışkılama sırasında zorlanmak veya bağırsakların tam boşalmadığı hissini yaşamak zamanla kişinin günlük yaşamını kısıtlayan bir döngüye dönüşebilir.

Kabızlığın nedenlerini doğru değerlendirmek önemlidir. Çünkü her kabızlık aynı mekanizmayla ortaya çıkmaz ve her kabızlıkta yalnızca daha fazla lif tüketmek doğru çözüm olmayabilir.

Kronik kabızlık, yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilen ve farklı mekanizmalarla ortaya çıkabilen bir gastrointestinal durumdur. American Gastroenterological Association (AGA) ve American College of Gastroenterology (ACG) tarafından yayımlanan kronik idiyopatik kabızlık kılavuzunda da lif desteğinden farklı tedavi seçeneklerine kadar kanıta dayalı yaklaşımlar değerlendirilmiştir.

Kronik Kabızlık Nedir?

Kabızlık yalnızca “her gün tuvalete çıkamamak” anlamına gelmez. Bazı kişiler doğal olarak her gün, bazıları ise daha seyrek dışkılayabilir. Bu nedenle değerlendirmede yalnızca dışkılama sayısına değil; dışkının kıvamına, ıkınma ihtiyacına, tam boşalma hissine ve dışkılama sırasında yaşanan güçlüğe de bakılır.

Kronik kabızlıkta kişi dışkılama ihtiyacı hissetmesine rağmen zorlanabilir, dışkı sert ve kuru olabilir veya tuvalet sonrasında bağırsakların tamamen boşalmadığı hissi devam edebilir.

Tıbbi değerlendirmede kabızlığın ne kadar süredir devam ettiği, belirtilerin sıklığı, kişinin kullandığı ilaçlar, beslenme düzeni ve eşlik eden diğer sağlık sorunları birlikte ele alınır.

Uzun süren kabızlıkta önemli olan yalnızca bağırsakları geçici olarak boşaltmak değil, kabızlığın neden devam ettiğini anlamaktır.

Kronik Kabızlığın Belirtileri Nelerdir?

Kronik kabızlığın belirtileri kişiden kişiye değişebilir. En sık karşılaşılan yakınmalar arasında şunlar bulunur:

Haftada üçten az dışkılama,

Sert, kuru veya parçalı dışkı,

Dışkılama sırasında aşırı ıkınma,

Dışkının çıkışında zorlanma veya tıkanıklık hissi,

Tuvalet sonrasında tam boşalamama hissi,

Karında şişkinlik ve rahatsızlık,

Dışkılama süresinin uzaması,

Tuvalet ihtiyacı olmasına rağmen dışkılamanın gerçekleştirilememesi.

Burada önemli bir ayrıntı vardır: Her gün tuvalete çıkmamak tek başına kronik kabızlık anlamına gelmez. Kişinin normal bağırsak alışkanlığı ve dışkılama sırasında yaşadığı diğer belirtiler birlikte değerlendirilmelidir.

Örneğin haftada dört kez dışkılayan ancak her dışkılamada yoğun ıkınma yaşayan, sert dışkısı olan ve tam boşalamadığını hisseden bir kişi de kabızlık açısından değerlendirilmelidir.

Kronik Kabızlık Neden Olur? 7 Önemli Faktör

Sindirim sistemi yalnızca yediğimiz besinlerden etkilenmez. Bağırsak hareketleri; sinir sistemi, kasların koordinasyonu, kullanılan ilaçlar, fiziksel aktivite, uyku ve günlük tuvalet alışkanlıkları gibi birçok faktörle ilişkilidir.

Bu nedenle kronik kabızlığın altında tek bir neden bulunmayabilir.

1. Bağırsak Hareketlerinin Yavaşlaması

Kalın bağırsağın temel görevlerinden biri bağırsak içeriğindeki suyun bir bölümünü geri emerek dışkının oluşmasını sağlamaktır.

Bağırsak içeriği kolonda normalden uzun süre kaldığında daha fazla su geri emilebilir. Bunun sonucunda dışkı giderek daha sert hale gelir ve dışkılama güçleşebilir.

Bazı bireylerde bağırsak geçiş süresinin normalden daha yavaş olması kronik kabızlık tablosunun önemli bileşenlerinden biridir. Bu durumda yalnızca tüketilen lif miktarına odaklanmak yeterli olmayabilir.

2. Sinir Sistemi ve Bağırsak-Beyin İletişimi

Sindirim sistemi, enterik sinir sistemi adı verilen geniş bir sinir ağı tarafından kontrol edilir. Bu sistem bağırsak kaslarının koordinasyonu, bağırsak içeriğinin ilerlemesi ve dışkılama sürecinde önemli rol oynar.

Bağırsak ile merkezi sinir sistemi arasında da çift yönlü bir iletişim bulunur. Bu ilişki genel olarak bağırsak-beyin ekseni olarak adlandırılır.

Serotoninin önemli bir bölümü gastrointestinal sistemde üretilir ve bağırsak fonksiyonlarının düzenlenmesinde rol oynar. Ancak bağırsakta üretilen serotonin ile beyindeki serotoninin görevleri aynı değildir; bu nedenle bu ilişkiyi yalnızca “mutluluk hormonu bağırsakta üretiliyor” şeklinde açıklamak doğru değildir.

Sinir sistemi, stres yanıtı ve bağırsak hareketliliği arasındaki ilişki kronik gastrointestinal yakınmaların değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken faktörlerden biridir.

Bu mekanizmaları daha geniş bir çerçevede incelemek için Fonksiyonel Beslenme Nedir? Kök Neden Yaklaşımı yazısını inceleyebilirsiniz.

3. Yüksek Stres ve Günlük Yaşam Düzeni

Stres ile sindirim sistemi arasında güçlü bir iletişim vardır. Yoğun veya uzun süreli stres dönemlerinde bazı kişilerde bağırsak hareketleri hızlanırken bazılarında yavaşlayabilir.

Stres aynı zamanda uyku düzenini, fiziksel aktiviteyi, öğün saatlerini ve tuvalet alışkanlıklarını değiştirebilir. Bu faktörlerin bir araya gelmesi kronik kabızlık yakınmalarını artırabilir.

Bu nedenle uzun süren kabızlıkta yalnızca “ne yiyorum?” sorusuna değil, “nasıl bir günlük yaşamım var?” sorusuna da bakmak gerekir.

4. Bazı İlaçlar ve Takviyeler

Kabızlık bazı ilaçların bilinen yan etkilerinden biri olabilir.

Özellikle bazı ağrı kesiciler, demir preparatları, bazı antidepresanlar, antikolinerjik etkili ilaçlar ve bazı tansiyon ilaçları bağırsak hareketleri veya dışkı kıvamı üzerinde etkili olabilir.

Bu nedenle kronik kabızlık değerlendirilirken kişinin kullandığı ilaç ve takviyelerin tamamı göz önünde bulundurulmalıdır.

Ancak kabızlığa yol açtığı düşünülen reçeteli bir ilaç kişinin kendi kararıyla bırakılmamalıdır. Böyle bir şüphe varsa ilgili hekimle görüşülmelidir.

5. Biyolojik Saat ve Uyku Düzeninin Bozulması

Bağırsakların da günlük biyolojik ritimle ilişkili bir çalışma düzeni vardır. Özellikle sabah saatleri ve yemeklerden sonraki dönemler kolon hareketlerinin doğal olarak artabildiği zamanlardır.

Vardiyalı çalışma, düzensiz uyku, öğün saatlerinin sürekli değişmesi veya tuvalet ihtiyacının yoğunluk nedeniyle ertelenmesi zaman içerisinde kişinin dışkılama rutinini etkileyebilir.

Bu nedenle kronik kabızlıkta düzenli bir günlük ritim oluşturmak, yalnızca ne tüketildiği kadar önemli olabilir.

6. Tuvalet İhtiyacının Sürekli Ertelenmesi

Dışkılama ihtiyacı geldiğinde bunu sürekli ertelemek zaman içerisinde normal tuvalet alışkanlığının bozulmasına katkıda bulunabilir.

Özellikle okul, iş, seyahat veya ortak tuvaletleri kullanmak istememe gibi nedenlerle dışkılama ihtiyacının sık sık ertelenmesi bazı kişilerde kabızlık döngüsünü güçlendirebilir.

Dışkı kolonda daha uzun süre kaldıkça içerisindeki suyun bir bölümü geri emilmeye devam eder ve dışkının sertleşmesi kolaylaşabilir.

7. Yanlış Beslenme, Yetersiz Lif ve Sıvı Tüketimi

Yetersiz lif tüketimi kronik kabızlığın önemli beslenme faktörlerinden biridir.

Sebze, meyve, kuru baklagil ve tam tahılların çok az tüketildiği; buna karşılık rafine tahılların ve yüksek oranda işlenmiş besinlerin ağırlıkta olduğu beslenme düzenlerinde günlük lif alımı yetersiz kalabilir.

Yetersiz sıvı tüketimi de özellikle lif tüketimiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Ancak burada önemli bir nokta vardır: Kabızlığı olan herkese kontrolsüz biçimde daha fazla lif vermek doğru değildir. Kişinin kabızlık türü, mevcut lif tüketimi, gastrointestinal toleransı ve eşlik eden şişkinlik gibi yakınmaları değerlendirilmelidir.

Kronik Kabızlık Türleri Aynı Değildir

Kronik kabızlığın altında farklı fizyolojik mekanizmalar bulunabilir. Bu nedenle aynı şikâyeti yaşayan iki kişinin aynı beslenme veya tedavi yaklaşımına aynı yanıtı vermemesi şaşırtıcı değildir.

Normal Transit Kabızlık

Bazı bireylerde dışkının bağırsaktan geçiş süresi normal sınırlarda olmasına rağmen kişi sert dışkı, zorlanma veya tam boşalamama gibi kabızlık belirtileri yaşayabilir.

Bu kişilerde beslenme düzeni, günlük rutin ve diğer gastrointestinal belirtiler birlikte değerlendirilir.

Yavaş Transit Kabızlık

Yavaş transit kabızlıkta kalın bağırsaktaki hareketlilik daha yavaş olabilir ve bağırsak içeriğinin kolon boyunca ilerlemesi daha uzun sürebilir.

Dışkının bağırsakta daha uzun süre kalması dışkıdaki suyun daha fazla geri emilmesine ve dışkının sertleşmesine katkıda bulunabilir.

Bu tür durumlarda kişinin yalnızca “daha fazla posa tüketmesi” her zaman tek başına yeterli olmayabilir.

Dışkılama Bozuklukları ve Pelvik Taban

Bazı kişilerde sorun bağırsak içeriğinin ilerlemesinden çok, dışkılama sırasında görev yapan kasların koordinasyonuyla ilişkili olabilir.

Normal dışkılama sırasında pelvik taban ve anal bölgedeki bazı kasların uygun biçimde gevşemesi gerekir. Bu koordinasyonun bozulduğu durumlarda kişi dışkının rektuma ulaştığını hissetmesine rağmen dışkılamakta zorlanabilir veya tam boşalamama hissi yaşayabilir.

Bu tür durumların değerlendirilmesi tıbbi inceleme gerektirir ve yalnızca lif miktarını artırmak sorunun temel mekanizmasını çözmeyebilir.

Lif Tüketiyorum Ama Neden Hâlâ Kabızım?

Kronik kabızlığı olan kişilerden sık duyulan sorulardan biri “Bol sebze yiyorum ama neden hâlâ kabızım?” sorusudur.

Çünkü lif kabızlık yönetiminin önemli bir bileşeni olsa da tek belirleyici değildir.

Kişinin zaten yeterli miktarda lif tüketiyor olması, lif miktarını çok hızlı artırması, yeterli sıvı almaması, bağırsak geçişinin yavaş olması, bazı ilaçları kullanması veya dışkılama mekanizmasıyla ilişkili bir problem bulunması durumunda yalnızca lif miktarını artırmak beklenen sonucu vermeyebilir.

Üstelik kısa sürede çok yüksek miktarda lif tüketmeye başlamak bazı kişilerde gaz, şişkinlik ve karın rahatsızlığını artırabilir.

Bu nedenle amaç mümkün olan en fazla lifi tüketmek değil; kişinin ihtiyacına ve toleransına uygun lif miktarını ve lif çeşitliliğini sağlamaktır.

Kabızlıkta hangi besinlerin tercih edilebileceği ve lifin nasıl artırılabileceği bu yazının ana konusu değildir. Bu konuyu ayrı rehberimizde ayrıntılı olarak ele alıyoruz.

Kabızlıkta beslenmenin pratik tarafı için Kabızlığa Ne İyi Gelir? Bilimsel Çözümler ve Beslenme Rehberi yazısını inceleyebilirsiniz.

Bağırsak Mikrobiyotası ile Kronik Kabızlık Arasında İlişki Var mı?

Bağırsak mikrobiyotası; gastrointestinal sistemde yaşayan çok sayıda mikroorganizmanın oluşturduğu karmaşık ekosistemi ifade eder.

Bu mikroorganizmalar tükettiğimiz bazı lifleri fermente eder, çeşitli metabolitlerin oluşumuna katkıda bulunur ve bağırsak ortamıyla sürekli etkileşim halindedir.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda kronik kabızlığı bulunan bireylerin bağırsak mikrobiyotasındaki bazı farklılıklar incelenmektedir. Bununla birlikte mikrobiyota ile kabızlık arasındaki ilişkinin tek yönlü bir neden-sonuç ilişkisi olarak değerlendirilmesi doğru değildir.

Başka bir ifadeyle, yalnızca “mikrobiyota bozulduğu için kabızlık oluşur” demek mevcut bilimsel tabloyu gereğinden fazla basitleştirir.

Bağırsak hareketlerinin yavaşlaması mikrobiyal ortamı etkileyebileceği gibi beslenme biçimi ve mikrobiyotadaki değişiklikler de bağırsak ortamıyla etkileşebilir. Bu ilişki halen bilimsel araştırmaların önemli konularından biridir.

Bu nedenle kronik kabızlıkta rastgele probiyotik veya çok sayıda takviye kullanmak yerine kişinin beslenme çeşitliliği, lif kaynakları, gastrointestinal yakınmaları ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Bağırsak Hareketlerini Desteklemeye Yardımcı 4 Temel Adım

Kronik kabızlığın nedeni kişiden kişiye değişse de günlük yaşamda bağırsak fonksiyonlarını destekleyebilecek bazı temel alışkanlıklar vardır.

ÖnlemNasıl Destekler?Pratik Yaklaşım
1. Yeterli Sıvı TüketimiDışkının uygun kıvamının korunmasına yardımcı olur.Günlük sıvı ihtiyacı kişinin vücut ağırlığı, aktivitesi ve sağlık durumuna göre değerlendirilmelidir.
2. Lif ÇeşitliliğiDışkı hacmini ve bağırsak ortamını destekleyebilir.Sebze, meyve, tam tahıl ve kuru baklagiller kişinin toleransına göre çeşitlendirilmelidir.
3. Akdeniz Tipi BeslenmeLif, bitkisel besin çeşitliliği ve sağlıklı yağ kaynaklarını bir araya getirir.Zeytinyağı, sebze, tam tahıl, baklagil ve yağlı tohumlar dengeli şekilde kullanılabilir.
4. Düzenli Fiziksel AktiviteGenel gastrointestinal hareketliliği destekleyebilir.Kişinin sağlık durumuna uygun düzenli fiziksel aktivite günlük rutinin bir parçası olabilir.

Genel beslenme modelini incelemek için Akdeniz Diyeti Nedir? Nasıl Uygulanır? yazısını okuyabilirsiniz.

Kronik Kabızlığı Önlemek İçin Tuvalet Alışkanlığı Neden Önemlidir?

Kabızlığın önlenmesinde beslenme kadar düzenli dışkılama alışkanlığı da önemlidir.

Özellikle yemek sonrasında bağırsak hareketlerinin doğal olarak artmasını sağlayan gastro-kolik refleks ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde kahvaltı sonrasındaki dönem tuvalet alışkanlığı oluşturmak için uygun bir zaman olabilir.

Dışkılama ihtiyacı geldiğinde sürekli ertelememek, tuvalette gereğinden uzun süre kalmamak ve aşırı ıkınmamak önemlidir.

Klozet kullanırken ayakların küçük bir yükseltici üzerine yerleştirilmesi bazı kişilerde dışkılama pozisyonunun daha rahat hale gelmesine yardımcı olabilir.

Ancak dışkılama sırasında sürekli ve yoğun biçimde zorlanma varsa bunun yalnızca bir “alışkanlık problemi” olduğu varsayılmamalı; gerektiğinde dışkılama mekaniği açısından tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.

Kronik Kabızlıkta Ne Zaman Sağlık Profesyoneline Başvurulmalı?

Kabızlık kısa süreli olarak beslenme değişiklikleri, seyahat, hareketsizlik veya günlük rutinin bozulması gibi nedenlerle ortaya çıkabilir.

Ancak uzun süren veya sürekli tekrarlayan kabızlıkta altta yatan nedenlerin değerlendirilmesi önemlidir.

Özellikle;

dışkıda kan görülmesi,

açıklanamayan kilo kaybı,

şiddetli veya sürekli karın ağrısı,

yeni başlayan ve kalıcı hale gelen bağırsak alışkanlığı değişiklikleri,

kabızlığa kusma gibi ciddi gastrointestinal belirtilerin eşlik etmesi,

beslenme ve yaşam tarzı düzenlemelerine rağmen kabızlığın devam etmesi

durumlarında sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.

Bu belirtilerin bulunması mutlaka ciddi bir hastalık olduğu anlamına gelmez; ancak nedeninin değerlendirilmesi gerekir.

Kronik Kabızlıkta Beslenmenin Rolü Nedir?

Beslenme, kronik kabızlığın değerlendirilmesinde önemli alanlardan biridir ancak kabızlığın tıbbi değerlendirmesinin veya tedavisinin yerine geçmez.

Kişinin günlük beslenmesi, tükettiği lif türleri ve miktarı, sıvı tüketimi ve eşlik eden gastrointestinal yakınmaları değerlendirilerek beslenme açısından değiştirilebilecek faktörler belirlenebilir.

Ancak kabızlığın bağırsak geçiş süresi, pelvik taban fonksiyonu, kullanılan ilaçlar veya başka bir sağlık durumuyla ilişkili olabileceği unutulmamalıdır.

Bu nedenle uzun süren veya dirençli kabızlıkta gerektiğinde gastroenteroloji ve ilgili sağlık profesyonellerinin değerlendirmesi önemlidir.

Sık Sorulan Sorular

Her Gün Tuvalete Çıkmamak Kabızlık mıdır?

Hayır. Her bireyin normal dışkılama sıklığı aynı değildir. Kabızlığın değerlendirilmesinde yalnızca kaç kez tuvalete çıkıldığına değil; dışkının sertliği, ıkınma, dışkılama güçlüğü ve tam boşalamama hissi gibi belirtilere de bakılır.

Kronik Kabızlık Neden Sürekli Tekrarlar?

Kabızlığın tekrarlamasının tek bir nedeni olmayabilir. Yetersiz lif veya sıvı tüketiminin yanı sıra hareketsizlik, bazı ilaçlar, tuvalet ihtiyacının sürekli ertelenmesi, bağırsak hareketlerinin yavaşlaması veya dışkılama mekanizmasıyla ilişkili sorunlar rol oynayabilir.

Bu nedenle sürekli tekrarlayan kabızlıkta yalnızca geçici çözümlere yönelmek yerine nedenlerin değerlendirilmesi önemlidir.

Lif Tüketmek Kabızlığı Her Zaman Düzeltir mi?

Hayır. Lif birçok kişide bağırsak fonksiyonlarının desteklenmesine yardımcı olabilir; ancak her kabızlık aynı değildir.

Özellikle yüksek lif tüketimine rağmen devam eden kabızlık, belirgin şişkinlik veya dışkılama güçlüğü bulunan kişilerde lif miktarını kontrolsüz biçimde artırmak yerine kabızlığın altında yatan mekanizmanın değerlendirilmesi gerekir.

Kronik Kabızlıkta Probiyotik Kullanmak Gerekir mi?

Her kronik kabızlığı olan kişinin probiyotik kullanması gerektiğini söylemek doğru değildir. Probiyotiklerin etkileri kullanılan mikroorganizma suşuna, doza ve kişinin klinik durumuna göre değişebilir.

Bu nedenle probiyotik kullanımını kabızlığın herkes için geçerli tek çözümü olarak değerlendirmek yerine kişinin beslenme düzeni ve gastrointestinal durumu bütün olarak ele alınmalıdır.

Kronik Kabızlık Ne Zaman Ciddiye Alınmalıdır?

Kabızlık uzun süredir devam ediyorsa, kişinin günlük yaşamını belirgin şekilde etkiliyorsa veya dışkıda kan, açıklanamayan kilo kaybı, şiddetli karın ağrısı ya da yeni başlayan belirgin bağırsak alışkanlığı değişikliği gibi belirtiler eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme gerekir.

Kronik Kabızlıkta Ne Yemeli?

Tek bir besinin kronik kabızlığı ortadan kaldırması beklenmemelidir. Genel olarak kişinin toleransına uygun sebze, meyve, tam tahıl ve kuru baklagiller gibi lif kaynakları ile yeterli sıvı tüketimi önemlidir.

Kabızlıkta hangi besinlerin tercih edilebileceğini ayrıntılı incelemek için Kabızlığa Ne İyi Gelir? Bilimsel Çözümler ve Beslenme Rehberi yazısına geçebilirsiniz.

Sonuç: Kronik Kabızlıkta Nedene Yönelik Yaklaşım

Kronik kabızlık, yalnızca yetersiz lif tüketiminden kaynaklanan basit bir sindirim problemi değildir. Bağırsak hareketlerinin hızı, dışkılama mekanizması, beslenme ve sıvı tüketimi, fiziksel aktivite, kullanılan ilaçlar, günlük yaşam düzeni ve bazı sağlık durumları kabızlığın ortaya çıkmasında birlikte rol oynayabilir.

Bu nedenle kronik kabızlıkta amaç yalnızca bağırsakları kısa süreli olarak çalıştırmak değil, kabızlığın neden tekrar ettiğini anlamak ve değiştirilebilir faktörleri belirlemektir.

Özellikle uzun süren, sık tekrarlayan veya yaşam kalitesini etkileyen kabızlıkta tıbbi değerlendirme önemlidir. Beslenmeyle ilgili pratik öneriler için ise ayrı Kabızlığa Ne İyi Gelir? rehberinden yararlanabilirsiniz.

Diyetisyen Emel Yılmaz Hakkında

Diyetisyen Emel Yılmaz, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden Şeref Öğrencisi olarak mezun olmuş, Gazi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nde yüksek lisansını tamamlamıştır.

12 yılı aşkın kamu ve klinik deneyimi bulunan Emel Yılmaz, T.C. Sağlık Bakanlığı bünyesinde obezite, diyabet ve metabolik hastalıklar alanında çalışmış; ulusal düzeyde beslenme ve halk sağlığı çalışmalarında görev almıştır. Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER) çalışmalarında da yer almıştır.

Halen Ankara Çankaya/Çukurambar'daki kliniğinde kişiye özel beslenme danışmanlığı vermektedir.

Bilgilendirme: Bu içerik kronik kabızlık hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez. Uzun süren, tekrarlayan veya alarm belirtilerinin eşlik ettiği kabızlıkta ilgili sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.