IBS'de (İrritabl Bağırsak Sendromu) beslenme danışmanlığı; karın ağrısı, şişkinlik, gaz, kabızlık ve/veya ishal gibi sindirim sistemi yakınmalarında kişinin IBS alt tipi, beslenme alışkanlıkları, semptomları ve günlük yaşamına göre planlanan kişiye özel bir süreçtir. IBS-C, IBS-D ve IBS-M'de aynı beslenme programı uygulanmaz. Gerektiğinde Düşük FODMAP yaklaşımı, besin-semptom takibi, lif düzenlemesi ve yapılandırılmış yeniden ekleme sürecinden yararlanılarak kişinin mümkün olduğunca çeşitli ve sürdürülebilir bir beslenme düzenine ulaşması hedeflenir.
IBS'nin tanısı ve tıbbi değerlendirmesi hekim tarafından yapılır. Beslenme danışmanlığının amacı IBS'yi beslenmeyle “tedavi etme” iddiasında bulunmak değil; kişinin beslenmeyle ilişkili semptomlarının yönetimini desteklemek ve gereksiz besin kısıtlamalarını azaltmaktır.
Eğitim geçmişim, mesleki deneyimim ve beslenme danışmanlığı yaklaşımım hakkında bilgi için Diyetisyen Emel Yılmaz ana sayfasını inceleyebilirsiniz.
IBS Nedir?
İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS), tekrarlayan karın ağrısı ile dışkılama sıklığı veya dışkı formundaki değişikliklerin birlikte görülebildiği bir bağırsak-beyin etkileşimi bozukluğudur.
IBS'de belirtiler kişiden kişiye önemli ölçüde değişebilir. Karın ağrısı, şişkinlik, gaz, kabızlık, ishal, dışkılama sonrası tam boşalamama hissi veya yemeklerden sonra bağırsak hareketlerinde belirgin değişiklik görülebilir.
IBS dışkılama örüntüsüne göre farklı alt tiplere ayrılabilir:
IBS-C: Kabızlığın baskın olduğu IBS
IBS-D: İshalin baskın olduğu IBS
IBS-M: Kabızlık ve ishalin birlikte veya dönüşümlü görüldüğü karma IBS
IBS-U: Diğer gruplara tam olarak uymayan IBS
Bu ayrım beslenme açısından önemlidir. Çünkü kabızlığın baskın olduğu bir kişiye uygulanacak yaklaşım ile ishalin baskın olduğu kişiye uygulanacak yaklaşım aynı olmayabilir.
IBS'de Beslenmenin Rolü
IBS yalnızca “yanlış besinleri yemek” nedeniyle ortaya çıkan bir durum değildir. Bağırsak hareketleri, bağırsak duyarlılığı, bağırsak-beyin iletişimi ve psikososyal faktörler dahil birçok mekanizma belirtiler üzerinde rol oynayabilir.
Bununla birlikte bazı kişilerde belirli yiyecekler, öğün büyüklüğü, düzensiz öğünler, yağ içeriği, kafein tüketimi ve bazı fermente olabilen karbonhidratlar semptomlarla ilişkili olabilir.
Bu nedenle IBS beslenmesinde amaç herkese aynı yasak listesini vermek değildir.
Öncelikle kişinin hangi semptomu ne zaman yaşadığı, beslenme düzeni, IBS alt tipi ve mevcut kısıtlamaları değerlendirilmelidir.
Bazı kişilerde temel beslenme düzenlemeleri yeterli olabilirken bazı kişilerde yapılandırılmış bir Düşük FODMAP yaklaşımı değerlendirilebilir.
IBS Türlerine Göre Beslenme Neden Farklıdır?
IBS'nin farklı alt tipleri aynı hastalık başlığı altında değerlendirilse de baskın semptomlar birbirinden farklıdır.
IBS-C: Kabızlık Baskın IBS
IBS-C'de kabızlık, karın ağrısı ve şişkinlik ön planda olabilir.
Beslenme planında kişinin mevcut durumuna göre:
toplam lif tüketimi,
kullanılan lif türleri,
sıvı tüketimi,
öğün düzeni,
fiziksel aktivite,
bazı fermente olabilen karbonhidratlara tolerans
değerlendirilebilir.
Burada önemli noktalardan biri “kabızlık varsa mümkün olduğunca fazla lif tüketmek gerekir” düşüncesidir. Lifin türü, miktarı ve ne kadar hızlı artırıldığı önemlidir. Bazı kişilerde kontrolsüz ve hızlı lif artışı şişkinlik ve gaz yakınmalarını artırabilir.
Kabızlık ve beslenme ilişkisini daha ayrıntılı incelemek için Kabızlığa Ne İyi Gelir? rehberini inceleyebilirsiniz.
IBS-D: İshal Baskın IBS
IBS-D'de sık dışkılama, dışkı kıvamında değişiklik, yemeklerden sonra acil tuvalet ihtiyacı ve karın ağrısı daha belirgin olabilir.
Bu durumda kişinin:
öğün büyüklüğü ve düzeni,
aşırı yağlı öğünleri,
kafein tüketimi,
şeker alkolleri gibi bazı tatlandırıcıları,
laktoz veya diğer FODMAP gruplarına toleransı,
lif türü ve miktarı
bireysel olarak değerlendirilir.
Amaç ishali azaltmak için beslenmeyi gereksiz yere daraltmak değil, kişinin semptomlarıyla ilişkili olabilecek faktörleri belirlerken yeterli ve dengeli beslenmeyi korumaktır.
IBS-M: Karma Tip IBS
IBS-M'de kabızlık ve ishal dönemleri dönüşümlü olarak görülebilir.
Bu nedenle yalnızca “kabızlık diyeti” veya “ishal diyeti” uygulamak yeterli olmayabilir. Semptomların dönemsel değişimi izlenerek beslenme programının buna göre düzenlenmesi gerekebilir.
IBS'de Düşük FODMAP Diyeti
IBS'de kullanılan beslenme yaklaşımlarından biri Düşük FODMAP diyetidir.
FODMAP; bağırsakta emilimi sınırlı olabilen ve bazı kişilerde bağırsak içeriğindeki su miktarı ve fermantasyon yoluyla gastrointestinal semptomlarla ilişkili olabilen kısa zincirli karbonhidrat gruplarını tanımlamak için kullanılan bir terimdir.
American College of Gastroenterology (ACG), IBS'li kişilerde genel semptomların iyileştirilmesi amacıyla sınırlı süreli Düşük FODMAP yaklaşımının denenebileceğini belirtmektedir. Yaklaşımın uzun vadeli amacı sürekli kısıtlama değil, tolere edilen besinlerin yeniden beslenmeye dahil edilmesidir.
American College of Gastroenterology – Low-FODMAP Diet
Ancak önemli bir ayrım vardır:
Düşük FODMAP diyeti, IBS tanısı bulunan herkesin ömür boyu uygulaması gereken bir yasaklı besinler listesi değildir.
Uygun görülen kişilerde süreç üç temel aşamada ele alınır.
1. Kısıtlama Aşaması
Belirli yüksek FODMAP kaynakları sınırlı bir süre azaltılır ve semptomların seyri takip edilir.
Amaç mümkün olduğunca çok besini yasaklamak değil, FODMAP yükündeki değişimin kişinin semptomlarıyla ilişkisini değerlendirmektir.
2. Yeniden Ekleme Aşaması
Kısıtlanan FODMAP grupları yapılandırılmış şekilde yeniden denenir.
Bu aşamada kişinin hangi grupları ve hangi miktarları tolere edebildiğinin belirlenmesi amaçlanır.
3. Kişiselleştirme Aşaması
Uzun vadeli hedef mümkün olduğunca geniş ve çeşitli bir beslenme düzenine geri dönmektir.
Tolere edilen besinler günlük beslenmeye geri kazandırılır; yalnızca gerçekten semptomlarla ilişkili olduğu belirlenen grup, besin veya miktarlarda bireysel düzenlemeler yapılır.
FODMAP grupları, besinlerin FODMAP içerikleri, porsiyonlar ve uygulamanın üç aşaması hakkında ayrıntılı bilgi için Düşük FODMAP Diyeti Nedir? Yasaklı Besinler Listesi ve Örnek Menü rehberini inceleyebilirsiniz.
IBS'de Herkese Düşük FODMAP Diyeti Gerekir mi?
Hayır.
IBS'de beslenme danışmanlığı doğrudan çok sayıda besini çıkarmakla başlamak zorunda değildir.
Bazı kişilerde öğün düzeninin oluşturulması, aşırı büyük porsiyonların azaltılması, kişiye uygun lif tüketimi, sıvı alımının düzenlenmesi veya belirgin bireysel tetikleyicilerin değerlendirilmesi yeterli olabilir.
Düşük FODMAP yaklaşımı kişinin semptomları, mevcut beslenme düzeni ve daha önce yaptığı kısıtlamalar değerlendirilerek uygun durumlarda planlanır.
Özellikle zaten çok sayıda besini tüketmeyen kişilerde yeni kısıtlamalar eklemek yerine beslenme yeterliliğini ve çeşitliliğini korumak öncelikli olabilir.
IBS'de Lif Tüketimi
IBS'de “lif iyi mi kötü mü?” sorusunun herkes için tek bir cevabı yoktur.
Lifler farklı özelliklere sahiptir ve kişinin IBS alt tipi ile mevcut semptomlarına göre farklı etkiler gösterebilir.
Bu nedenle yalnızca günlük lif miktarını artırmaya odaklanmak yerine lifin türü, miktarı, artış hızı ve kişinin toleransı birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle kabızlığı olan bir kişinin kendi kendine çok hızlı miktarda kepek veya farklı lif ürünleri eklemesi bazı durumlarda şişkinlik ve gazı artırabilir.
Beslenme planında amaç kişinin tolere edebildiği kaynaklardan yeterli lif almasını sağlamaktır.
IBS'de Besin ve Semptom Günlüğü
IBS belirtileri her zaman yemekten hemen sonra ortaya çıkmayabilir. Ayrıca aynı besin farklı miktarlarda tüketildiğinde farklı şekilde tolere edilebilir.
Bu nedenle danışmanlık sürecinde gerektiğinde besin-semptom günlüğünden yararlanılabilir.
Günlükte yalnızca ne yenildiği değil; öğün zamanı, yaklaşık porsiyon, semptomların zamanı ve şiddeti, dışkılama düzeni ve günlük rutindeki önemli değişiklikler de değerlendirilebilir.
Amaç kişinin her lokmasını sürekli takip etmek değil, semptomlarla beslenme arasındaki olası örüntüleri belirlemek için sınırlı ve yapılandırılmış bir değerlendirme yapmaktır.
IBS ve SIBO Aynı Şey mi?
Hayır. IBS ve SIBO aynı durum değildir.
IBS bir bağırsak-beyin etkileşimi bozukluğudur. SIBO ise ince bağırsakta mikroorganizmaların aşırı çoğalmasıyla ilişkili farklı bir klinik durumdur.
Şişkinlik, gaz, karın ağrısı ve bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler iki durumda da görülebildiğinden belirtiler birbirine benzeyebilir.
Ancak yalnızca semptomlara bakılarak kişinin SIBO olduğu sonucuna varılmamalıdır. Gerekli tıbbi değerlendirme hekim tarafından yapılmalıdır.
SIBO tanısı bulunan kişilerde beslenme sürecinin nasıl planlandığını SIBO'da Beslenme Danışmanlığı sayfasında inceleyebilirsiniz.
IBS, Gluten ve Çölyak Hastalığı
IBS belirtileri bulunan bazı kişiler gluten içeren yiyeceklerden sonra yakınmalarının arttığını bildirebilir. Ancak bu durum tek başına çölyak hastalığı olduğu anlamına gelmez.
Benzer şekilde IBS tanısı da çölyak hastalığını otomatik olarak dışlamaz.
Çölyak hastalığı açısından değerlendirme yapılması gereken kişilerde gerekli testler tamamlanmadan kendi kendine glutensiz diyete başlanması tanısal değerlendirmeyi etkileyebilir.
Ayrıca buğday içeren bazı besinlerin FODMAP içeriğindeki fruktanlar nedeniyle de semptomlarla ilişkili olabileceği unutulmamalıdır.
Bu nedenle IBS beslenme danışmanlığında amaç “gluteni herkesten çıkarmak” değil, kişinin semptomları ve mevcut tıbbi değerlendirmesi doğrultusunda beslenmeyi bireyselleştirmektir.
IBS'de Probiyotik Kullanılmalı mı?
Probiyotikler IBS konusunda sık araştırılan alanlardan biridir. Ancak bütün probiyotik ürünleri aynı mikroorganizmaları, aynı suşları veya aynı miktarları içermez.
Bu nedenle “IBS varsa mutlaka probiyotik kullanılmalı” şeklinde genel bir yaklaşım doğru değildir.
Probiyotik kullanımı düşünülüyorsa ürünün içeriği, kişinin mevcut semptomları ve sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Beslenme danışmanlığının temelini ise tek başına bir probiyotik ürünü değil, kişinin genel beslenme düzeni oluşturmalıdır.
IBS ve Bağırsak-Beyin Etkileşimi
IBS yalnızca bağırsakta gerçekleşen bir süreç olarak değerlendirilmez. Bağırsak ile merkezi sinir sistemi arasında çift yönlü iletişim bulunur.
Bu nedenle stres, uyku ve günlük yaşam koşulları bazı kişilerde gastrointestinal belirtilerin şiddetiyle ilişkili olabilir.
Ancak bu durum “IBS psikolojiktir” anlamına gelmez.
Beslenme danışmanlığında kişinin günlük yaşamı dikkate alınır; diyetisyenin çalışma alanı dışında değerlendirme veya tedavi gerektiren durumlarda ilgili sağlık profesyonellerinden destek alınması uygun olabilir.
IBS Beslenme Danışmanlığı Nasıl İlerler?
1. Detaylı Değerlendirme
İlk görüşmede kişinin mevcut hekim tanısı ve tetkikleri, IBS alt tipi, semptom geçmişi, dışkılama düzeni, günlük beslenmesi, daha önce uyguladığı diyetler ve mevcut besin kısıtlamaları değerlendirilir.
Özellikle uzun süredir kendi kendine çok sayıda besini hayatından çıkarmış kişilerde beslenme çeşitliliğinin ne kadar daraldığı da dikkate alınır.
2. Kişiye Özel Beslenme Programı
Her IBS danışanına aynı liste verilmez.
Kişinin baskın semptomlarına, günlük yaşamına, beslenme alışkanlıklarına ve mevcut toleranslarına göre beslenme programı oluşturulur.
Gerekli görülen durumlarda yapılandırılmış Düşük FODMAP yaklaşımından yararlanılabilir.
3. Semptomların ve Beslenme Toleransının Takibi
Takip sürecinde yapılan düzenlemelerin kişinin semptomlarıyla ilişkisi, hangi besinlerin hangi miktarlarda tolere edildiği ve programın günlük yaşamda uygulanabilirliği değerlendirilir.
4. Yeniden Ekleme ve Beslenmenin Genişletilmesi
Bir eliminasyon uygulanmışsa süreç eliminasyonla bitmez.
Kısıtlanan besinlerin uygun şekilde yeniden denenmesi danışmanlığın önemli bir parçasıdır.
Amaç kişinin uzun vadede mümkün olduğunca çeşitli beslenebilmesidir.
5. Uzun Vadeli Kişiselleştirme
Son aşamada kişinin toleranslarına, beslenme gereksinimlerine ve günlük yaşamına uyum sağlayan sürdürülebilir bir düzen oluşturulur.
Kişinin hayatını sürekli “IBS diyeti” etrafında düzenlemesi yerine beslenmenin hayatın olağan akışına uyum sağlaması hedeflenir.
IBS Beslenme Danışmanlığı Kimler İçin Uygundur?
Beslenme danışmanlığı;
hekim tarafından IBS tanısı konmuş,
IBS-C, IBS-D veya IBS-M ile yaşayan,
tekrarlayan şişkinlik, gaz ve bağırsak düzensizliği nedeniyle beslenmesini düzenlemek isteyen,
Düşük FODMAP diyetini kendi başına uygulamakta zorlanan,
Düşük FODMAP uygulayıp yeniden ekleme aşamasına geçemeyen,
çok sayıda besini gereksiz yere hayatından çıkarmış,
SIBO tedavisi sonrasında ayrıca IBS belirtileri bulunan,
semptomlarıyla beslenme arasındaki ilişkiyi daha sistematik değerlendirmek isteyen
kişiler için planlanabilir.
Henüz IBS tanısı bulunmayan ve devam eden gastrointestinal yakınmaları olan kişilerde öncelikle gerekli tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Amacımız Uzun Bir IBS Yasakları Listesi Vermek Değildir
IBS nedeniyle beslenmesini giderek daraltan kişiler bir süre sonra yalnızca birkaç “güvenli” yiyecekle beslenmeye başlayabilir.
Oysa Düşük FODMAP dahil eliminasyon yaklaşımlarının amacı mümkün olduğunca fazla besini hayatınızdan çıkarmak değildir.
Danışmanlığın hedefi, gerçekten sorun oluşturan miktar ve besin gruplarını belirlerken tolere edilen besinleri korumak ve gerektiğinde diyete geri kazandırmaktır.
Amaç mümkün olduğunca çok besini yasaklamak değil, mümkün olduğunca geniş ve tolere edilebilir bir beslenme düzenine ulaşmaktır.
Bu yaklaşım kişinin evde ailesiyle aynı sofraya oturabilmesini, iş yaşamında beslenmesini sürdürebilmesini ve sosyal hayatının IBS nedeniyle gereksiz yere kısıtlanmamasını da önemser.
Ankara'da IBS Beslenme Danışmanlığı
Ankara'da IBS diyetisyeni, irritabl bağırsak sendromu beslenme danışmanlığı veya Düşük FODMAP danışmanlığı arayan kişiler için süreç standart bir “IBS diyeti” vermek üzerine kurulmaz.
Ankara Çankaya/Çukurambar'daki merkezde yüz yüze IBS beslenme danışmanlığı kapsamında kişinin mevcut tanısı, IBS alt tipi, gastrointestinal semptomları, beslenme alışkanlıkları, daha önce uyguladığı diyetler ve günlük yaşamı birlikte değerlendirilir.
Gerekli olduğunda kişinin mevcut hekim değerlendirmeleri dikkate alınır. Tanı ve tıbbi tedavi gerektiren konular ilgili hekim tarafından yürütülür.
Sık Sorulan Sorular
IBS'de hangi besinler yasaktır?
IBS'de herkes için geçerli tek bir yasaklı besin listesi yoktur.
Soğan, sarımsak, bazı tahıllar, bazı meyveler, süt ürünleri veya şeker alkolleri bazı kişilerde semptomlarla ilişkili olabilir; ancak kişinin toleransı besine ve tüketilen miktara göre değişebilir.
Amaç bütün bu besinleri kalıcı olarak yasaklamak değildir.
Düşük FODMAP diyeti ömür boyu uygulanır mı?
Hayır. Düşük FODMAP yaklaşımının kısıtlama aşaması uzun vadeli bir beslenme modeli olarak tasarlanmamıştır.
Uygun kişide kısıtlama döneminden sonra yeniden ekleme ve kişiselleştirme aşamalarına geçilerek beslenmenin mümkün olduğunca genişletilmesi hedeflenir.
IBS'de kabızlık için daha fazla lif tüketilmeli mi?
Her zaman yalnızca “daha fazla lif” çözüm değildir. Lifin türü, miktarı ve artış hızı kişinin semptomlarını etkileyebilir.
Özellikle şişkinlik ve gazı belirgin olan kişilerde lif tüketimi bireysel olarak değerlendirilmelidir.
IBS ile SIBO aynı şey mi?
Hayır. Semptomları birbirine benzeyebilse de IBS ve SIBO farklı durumlardır.
Yalnızca şişkinlik veya gaz bulunması SIBO tanısı koymak için yeterli değildir.
IBS hastaları glutensiz beslenmeli mi?
IBS tanısı tek başına herkesin glutensiz beslenmesi gerektiği anlamına gelmez.
Çölyak hastalığı açısından değerlendirme gerekiyorsa gluteni kendi kendine kesmeden önce tıbbi değerlendirmenin tamamlanması önemlidir.
IBS'de probiyotik kullanılmalı mı?
IBS bulunan herkes için tek bir probiyotik önerisi yoktur. Probiyotiklerin özellikleri kullanılan mikroorganizma ve suşa göre değişebildiğinden bütün ürünler aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Stres IBS'yi etkiler mi?
Bağırsak ve beyin arasında çift yönlü iletişim bulunduğundan stres ve uyku gibi faktörler bazı kişilerde semptomların şiddetiyle ilişkili olabilir.
Bu durum IBS'nin “sadece psikolojik” olduğu anlamına gelmez.
IBS tamamen beslenmeyle geçer mi?
IBS çok faktörlü bir durumdur ve beslenmenin IBS'yi herkeste tamamen ortadan kaldıracağı söylenemez.
Beslenme danışmanlığı kişinin beslenmeyle ilişkili semptomlarının yönetimini, yeterli ve çeşitli beslenmesini ve gereksiz kısıtlamalardan kaçınmasını desteklemek amacıyla uygulanır.
IBS Beslenme Danışmanlığı İçin Randevu
IBS-C, IBS-D veya IBS-M'de semptomlarınıza, mevcut beslenme alışkanlıklarınıza ve günlük yaşamınıza göre planlanan kişiye özel bir beslenme düzeni oluşturulabilir.
Daha önce kendi kendinize çok sayıda besini kısıtladıysanız veya Düşük FODMAP diyetinde eliminasyon aşamasından çıkmakta zorlanıyorsanız süreç yalnızca yeni yasaklar eklemek yerine beslenmenizi mümkün olduğunca yeniden genişletmeye odaklanabilir.
Ankara Çankaya/Çukurambar'daki merkezde yüz yüze beslenme danışmanlığı hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için Diyetisyen Emel Yılmaz İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Diyetisyen Emel Yılmaz, 2012 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden Şeref Öğrencisi olarak mezun olmuştur. Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı'nda yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır.
Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi, Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi, Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi ve Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde klinik stajlarını tamamlamıştır.
Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi, Karabük İl Sağlık Müdürlüğü, T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Obezite, Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanlığı ve Altındağ Sağlıklı Hayat Merkezi'nde klinik ve saha diyetisyeni olarak görev almış; kamu ve klinik alanda uzun yıllar deneyim kazanmıştır.
Türkiye'ye Özgü Beslenme Rehberi (TÜBER)'nde “Sağlıklı Vücut Ağırlığının Sağlanması ve Korunması” bölümünün yazarları arasında yer almıştır.
Halen Ankara Çankaya/Çukurambar'daki Diyetisyen Emel Yılmaz Beslenme ve Diyet Danışmanlık Merkezi'nde kişiye özel, bilimsel temelli beslenme danışmanlığı sunmakta; çalışmalarında uygun durumlarda fonksiyonel beslenme yaklaşımından yararlanmaktadır.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. İrritabl bağırsak sendromunun ve benzer gastrointestinal yakınmalara neden olabilecek hastalıkların tanısı ve tıbbi tedavisi hekim tarafından yürütülmelidir. Beslenme danışmanlığı tıbbi tanı ve tedavinin yerine geçmez.