Uzm. Dyt. Emel Yılmaz; Hacettepe Üniversitesi mezuniyeti ve Sağlık Bakanlığı tecrübesiyle Ankara Çukurambar ofisinde yüz yüze ve tüm Türkiye geneline online diyetisyen danışmanlığı sunmaktadır. Kilo yönetimi, hastalıklarda beslenme, gebe ve çocuk beslenmesinde kişiye özel bilimsel programlar hazırlamaktadır.

Beslenme ve Diyet Danışmanlığı | Çukurambar, Ankara
  • Hafta İçi: 09.00 - 20.00 Cumartesi: 10.30-17.00
  • Next Level Rezidans B Blok 5. Kat No:502 Çankaya / Ankara
  • Randevu Alın
Yetişkin aknesi ve rozaseada beslenme ve bağırsak-deri ekseni
Beslenme ve Sağlıklı Yaşam

Geçmeyen yetişkin aknesi ve rozasea yalnızca cilt yüzeyinde gelişen sorunlar değildir. Özellikle tekrarlayan vakalarda kan şekeri ve insülin dengesi, hormonal sinyaller, bağırsak mikrobiyotası, gastrointestinal problemler ve kişiye özgü besin tetikleyicileri ciltteki inflamatuar süreçlerle etkileşebilir. Bu nedenle dermatolojik tedavi temel yaklaşım olmakla birlikte, beslenme düzeni ve bağırsak sağlığının birlikte değerlendirilmesi bazı kişilerde önemli bir tamamlayıcı adım olabilir.

Yetişkinlik döneminde aniden başlayan ya da yıllardır dermatolojik tedavilere, kremlere ve ilaçlara rağmen tekrarlayan kistik akneler, çene hattındaki sivilceler, yüzde kızarıklık, yanma ve rozasea alevlenmeleri kişinin yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilir.

Bu noktada birçok kişi şu soruyu sormaya başlar:

“Sorun yalnızca cildimde mi, yoksa içeride devam eden başka bir süreç olabilir mi?”

Son yıllarda yapılan araştırmalar; bağırsak mikrobiyotası, bağışıklık sistemi, metabolik süreçler ve cilt arasındaki çift yönlü iletişimi ifade eden Bağırsak-Deri Ekseni (Gut-Skin Axis) üzerine giderek daha fazla yoğunlaşmaktadır.

Bu rehberde; yetişkin aknesi ve rozaseanın beslenmeyle ilişkili olabilecek mekanizmalarını, bağırsak florasıyla olası bağlantılarını, hormonal ve metabolik tetikleyicileri ve cilt sağlığını destekleyebilecek kişiye özel beslenme yaklaşımlarını ayrıntılı biçimde ele alacağız.

Eğitim geçmişim, mesleki deneyimim ve beslenme danışmanlığı yaklaşımım hakkında daha fazla bilgi almak için Diyetisyen Emel Yılmaz ana sayfamı ziyaret edebilirsiniz.

Bağırsak-Deri Ekseni Nedir?

Bağırsak ve cilt, vücudun dış çevreyle etkileşim halinde bulunan önemli bariyer sistemleridir. Bu iki sistem arasında bağışıklık sistemi, mikrobiyota, metabolik sinyaller ve hormonal mekanizmalar aracılığıyla sürekli bir iletişim bulunur.

Bağırsak mikrobiyotasındaki değişikliklerin bağışıklık yanıtını ve inflamatuar süreçleri etkileyebileceği; bu süreçlerin de bazı cilt hastalıklarında rol oynayabileceği düşünülmektedir.

Bu nedenle özellikle akne veya rozaseaya şişkinlik, gaz, kabızlık, ishal, reflü veya bağırsak düzensizliği eşlik ediyorsa, gastrointestinal sistemin ayrıca değerlendirilmesi anlamlı olabilir.

Bağırsak Bariyeri ve Sistemik İnflamasyon

Bağırsak bariyerinin temel görevi, besinlerin emilimine izin verirken mikroorganizmaların ve istenmeyen bileşenlerin dolaşıma geçişini sınırlandırmaktır.

Bağırsak bariyer bütünlüğünün bozulması durumunda bazı mikrobiyal bileşenlerin bağışıklık sistemiyle etkileşimi artabilir.

Örneğin gram-negatif bakterilerin hücre duvarında bulunan LPS yani lipopolisakkaritler, bağışıklık sistemini uyarabilen moleküllerdir.

Bu süreçler;

sistemik inflamasyon,

bağışıklık sistemi aktivasyonu,

oksidatif stres,

mikrobiyota dengesizliği

gibi mekanizmalar üzerinden cilt sağlığıyla ilişkili olabilir.

Burada önemli bir noktayı ayırmak gerekir: Halk arasında “sızdıran bağırsak” olarak bilinen artmış bağırsak geçirgenliği, tek başına akne veya rozaseanın kanıtlanmış nedeni değildir.

Ancak bağırsak bariyeri, mikrobiyota ve cilt hastalıkları arasındaki ilişki güncel araştırmaların önemli alanlarından biridir.

İlgili yazı: Sızdıran Bağırsak Nedir? Beslenme ve Bağırsak Sağlığı

Yetişkin Aknesi Neden Geçmiyor Olabilir?

Yetişkin aknesi yalnızca ergenlik döneminden kalan bir sorun değildir.

Bazı kişilerde yetişkinlikte ilk kez ortaya çıkabilir; bazı kişilerde ise yıllarca tekrarlayabilir.

Özellikle;

çene hattında tekrarlayan akneler,

adet dönemine yakın artan sivilceler,

derin ve ağrılı kistik lezyonlar,

yağlanma artışı,

iyileştikten sonra aynı bölgede yeniden çıkan akneler

hormonal ve metabolik faktörlerin de değerlendirilmesini düşündürebilir.

Akne oluşumunda;

sebum üretimi,

foliküler keratinizasyon,

Cutibacterium acnes,

inflamasyon,

genetik yatkınlık,

hormonal faktörler

birlikte rol oynar.

Beslenme açısından ise en fazla araştırılan konuların başında glisemik yük, insülin/IGF-1 sinyali ve bazı süt ürünleri gelmektedir.

1. Yüksek Glisemik Yük, İnsülin ve IGF-1

Beyaz ekmek, şekerli içecekler, tatlılar, hamur işleri ve yoğun şekilde rafine edilmiş karbonhidratların sık tüketilmesi kan glukozu ve insülin yanıtını artırabilir.

İnsülin metabolizması aynı zamanda IGF-1 yani İnsülin Benzeri Büyüme Faktörü-1 sinyal yollarıyla da ilişkilidir.

Bu mekanizma sebum üretimi ve keratinosit proliferasyonu üzerinde etkili olabilir.

Başka bir ifadeyle, sık ve yüksek glisemik yük oluşturan beslenme düzeni bazı bireylerde yağ bezlerinin aktivitesini ve gözenek tıkanmasına katkıda bulunan süreçleri destekleyebilir.

Düşük glisemik yük içeren beslenme modellerinin bazı klinik çalışmalarda akne lezyonlarında iyileşmeyle ilişkili bulunması bu nedenle önemlidir. American Academy of Dermatology'nin akne ve beslenme değerlendirmesinde de düşük glisemik beslenmenin bazı kişilerde daha az akneyle ilişkili olabileceği, ancak kanıtların kesin olmadığı belirtilmektedir.

Ancak bu ilişki:

“Şeker yerseniz kesin sivilce olur.”

şeklinde yorumlanmamalıdır.

Önemli olan kişinin genel beslenme düzeni, toplam glisemik yükü ve metabolik yanıtıdır.

İlgili yazı: İnsülin Direncinde Beslenme Nasıl Olmalı? Örnek Diyet ve Rehber

2. Süt Ürünleri Yetişkin Aknesini Artırabilir mi?

Süt ve akne ilişkisi uzun süredir araştırılmaktadır.

Bazı gözlemsel çalışmalarda özellikle inek sütü tüketimi ile akne görülme sıklığı arasında ilişki bildirilmiştir.

Ancak mevcut bilimsel veriler bütün süt ürünlerinin akneye neden olduğunu göstermemektedir.

Süt, yoğurt ve peynir aynı şekilde değerlendirilmemelidir.

Fermente süt ürünleriyle ilgili sonuçlar doğrudan süt tüketimiyle aynı değildir.

Bu nedenle aknesi olan herkesin süt ürünlerini tamamen kesmesi doğru değildir.

Daha anlamlı yaklaşım;

kişinin süt tüketim sıklığını değerlendirmek,

akne alevlenmeleriyle zaman ilişkisini gözlemlemek,

gerekiyorsa kontrollü bir azaltma yapmak,

ardından yeniden tüketimle cevabı değerlendirmek

olabilir.

Amaç, kişiye ömür boyu sürecek bir yasak listesi oluşturmak değil; gerçek tetikleyiciyi bulmaktır.

Rozasea Nedir ve Beslenmeyle Nasıl İlişkili Olabilir?

Rozasea ya da halk arasında bilinen adıyla gül hastalığı, çoğunlukla yanaklar, burun, çene ve alın bölgesinde ortaya çıkan kronik inflamatuar bir cilt hastalığıdır.

Rozaseada;

ani kızarma atakları,

kalıcı kızarıklık,

yüzde yanma veya batma,

hassasiyet,

görünür kılcal damarlar,

bazı kişilerde inflamatuar kabarıklıklar

görülebilir.

Rozaseanın nedeni tek bir faktör değildir.

Genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi, nörovasküler mekanizmalar, çevresel tetikleyiciler ve cilt mikrobiyotasının birlikte rol oynadığı düşünülmektedir.

Beslenme ise özellikle bazı bireylerde alevlenme tetikleyicisi olabilir.

Rozaseayı Tetikleyebilecek 3 Önemli Faktör

1. SIBO ve Gastrointestinal Sistem

Rozasea ile gastrointestinal sistem arasındaki ilişki son yıllarda dikkat çeken araştırma alanlarından biridir.

Bazı çalışmalarda rozaseası olan kişilerde SIBO yani ince bağırsakta bakteriyel aşırı çoğalma gibi gastrointestinal durumların daha sık görülebileceği bildirilmiştir.

Ancak bu ilişki:

“Rozaseanın nedeni SIBO'dur.”

anlamına gelmez.

Daha doğru yaklaşım, rozaseaya belirgin gastrointestinal belirtiler eşlik edip etmediğine bakmaktır.

Örneğin;

sürekli şişkinlik,

öğünlerden sonra yoğun gaz,

karın ağrısı,

ishal veya kabızlık,

belirgin bağırsak düzensizliği

gibi şikâyetler varsa sindirim sistemi ayrıca değerlendirilmelidir.

İlgili yazı: SIBO Nedir? Şişkinlik, Gaz ve Düşük FODMAP Beslenme

2. Histamin ve Flushing

Histamin, bağışıklık sistemi ve damar yanıtlarında görev alan önemli biyolojik moleküllerden biridir.

Bazı kişiler;

yıllandırılmış peynirler,

fermente gıdalar,

işlenmiş et ürünleri,

bazı alkollü içecekler,

uzun süre bekletilmiş yiyecekler

sonrasında yüzde kızarma ve flushing artışı yaşayabilir.

Ancak rozaseası olan herkes histamin intoleransına sahip değildir.

Bu nedenle bütün rozasea hastalarına standart düşük histamin diyeti uygulamak doğru değildir.

Daha doğru yöntem kişinin belirtilerini takip etmek ve gerçekten tekrar eden bir ilişki varsa bunu kontrollü biçimde değerlendirmektir.

3. Çok Sıcak Yiyecekler ve Acı Baharatlar

Rozaseada en sık bildirilen tetikleyicilerden bazıları;

çok sıcak içecekler,

çok sıcak yemekler,

acı baharatlar,

yüksek çevre sıcaklığı,

güneşe maruz kalma,

stres

olabilir.

Özellikle acı biberde bulunan kapsaisin, TRP reseptörleri üzerinden bazı kişilerde flushing ve yanma hissini artırabilir.

Ancak burada da bireysellik önemlidir.

Bir kişide belirgin alevlenmeye yol açan bir besin, başka bir kişide hiçbir sorun oluşturmayabilir.

Bu nedenle rozaseada en doğru yöntem yasak listesi oluşturmak değil, kişisel tetikleyicileri belirlemektir.

Akne ve Rozaseada Hangi Besinler Daha Sık Sorun Oluşturabilir?

Bazı Kişilerde Belirtileri Artırabilecek BesinlerCilt Sağlığını Destekleyebilecek Seçenekler
Yüksek glisemik yük: Beyaz ekmek, şekerli içecekler, tatlılarKompleks karbonhidratlar: Yulaf, karabuğday, kinoa, kurubaklagiller
Aşırı rafine karbonhidrat tüketimiLiften zengin besinler: Sebzeler, tam tahıllar ve baklagiller
Bazı kişilerde fazla inek sütü tüketimiBireysel toleransa uygun alternatifler: Tolere edilen süt ürünleri veya şekersiz bitkisel alternatifler
Hassasiyet varsa histaminden zengin besinlerTaze sebze ve meyveler: Böğürtlen, yaban mersini ve koyu yeşil yapraklı sebzeler
Rozaseayı tetikliyorsa çok acı yiyeceklerDaha sade ve kişisel toleransa uygun öğünler
Ultra işlenmiş ve sık kızartılmış yiyeceklerOmega-3 kaynakları: Balık, ceviz, chia ve keten tohumu
Paketli ve yoğun rafine gıdalarSağlıklı yağ kaynakları: Sızma zeytinyağı ve avokado

Bu tablo yasak-serbest listesi değildir.

Özellikle rozaseada kişinin kendi tetikleyicilerini belirlemesi, onlarca besini gereksiz yere diyetten çıkarmaktan çok daha sağlıklı ve sürdürülebilirdir.

Cilt Sağlığı İçin 4 Aşamalı Beslenme Yaklaşımı

Akne veya rozasea için herkese uygulanabilecek tek bir diyet protokolü yoktur.

Ancak kişiye göre düzenlenebilecek dört temel başlık vardır:

1. Kan Şekeri Dengesini Sağla
↓
2. Bağırsak ve Mikrobiyotayı Değerlendir
↓
3. Kişisel Besin Tetikleyicilerini Belirle
↓
4. Besin Yeterliliğini ve Genel Diyet Kalitesini Düzenle

1. Kan Şekeri Eğrisini Daha Dengeli Hale Getirin

Özellikle yetişkin aknesinde ilk değerlendirilebilecek başlıklardan biri günlük glisemik yüktür.

Ana öğünlerde;

sebze,

kaliteli protein,

kompleks karbonhidrat,

sağlıklı yağ

kaynaklarının birlikte bulunması kan glukozunun daha dengeli seyretmesine yardımcı olabilir.

Şekerli içecekler, sık tatlı tüketimi ve yoğun rafine karbonhidratların azaltılması özellikle akne eğilimi olan bazı kişilerde yararlı olabilir.

Burada amaç sıfır karbonhidrat diyeti yapmak değildir.

Amaç karbonhidratın türünü ve öğün içindeki dağılımını düzenlemektir.

2. Bağırsak Sağlığını Değerlendirin

Bağırsak mikrobiyotası tek bir probiyotik, takviye veya “detoks” programıyla düzelmez.

Beslenme çeşitliliği önemlidir.

Kişinin toleransına uygun olarak;

sebzeler,

meyveler,

kurubaklagiller,

tam tahıllar,

yağlı tohumlar,

kaliteli protein kaynakları

dengeli biçimde kullanılabilir.

Ancak akne veya rozaseaya belirgin şişkinlik, gaz, reflü, kabızlık veya ishal eşlik ediyorsa doğrudan “bağırsak diyeti” uygulamak yerine öncelikle problemin nedeni araştırılmalıdır.

3. Kişisel Besin Tetikleyicilerini Belirleyin

Akne veya rozaseası olan herkese;

glutensiz,

süt ürünsüz,

düşük histamin,

düşük FODMAP

diyeti uygulanması doğru değildir.

Bununla birlikte belirli bir besin grubuyla belirtiler arasında düzenli ve tekrar eden bir ilişki varsa kontrollü eliminasyon ve yeniden deneme yapılabilir.

Örneğin kişi her süt tüketiminden sonra birkaç gün içinde belirgin akne artışı gözlemliyorsa bu ilişki sistematik biçimde değerlendirilebilir.

Benzer şekilde rozaseada belirli fermente gıdalar, sıcak içecekler veya acı yiyecekler sürekli flushing oluşturuyorsa bunlar kişisel tetikleyici olabilir.

Amaç sütü, gluteni veya histamini herkese yasaklamak değil; gerçekten size ait olan tetikleyiciyi bulmaktır.

Bu kişiselleştirilmiş yaklaşımın nasıl ele alındığını daha ayrıntılı incelemek için Fonksiyonel Beslenme Nedir? Kronik Hastalıklarda Kök Neden Yaklaşımı rehberini okuyabilirsiniz.

4. Cilt İçin Gerekli Besin Ögelerini Destekleyin

Cildin sağlıklı bariyer yapısını ve normal yenilenme süreçlerini sürdürebilmesi için yeterli enerji ve besin ögesi alınması gerekir.

Özellikle;

çinko,

A vitamini,

C vitamini,

E vitamini,

omega-3 yağ asitleri,

protein

cilt sağlığı açısından önemlidir.

Ancak bu durum yüksek doz takviyelerin otomatik olarak kullanılması gerektiği anlamına gelmez.

Özellikle A vitamini ve çinko gibi mikro besinlerin gereksiz yüksek dozlarda kullanılması istenmeyen sonuçlara neden olabilir.

Takviye ihtiyacı kişiye göre değerlendirilmelidir.

Anti-İnflamatuar Beslenme Nasıl Olmalı?

Tek bir “anti-inflamatuar mucize besin” yoktur.

Beslenmenin genel deseni çok daha önemlidir.

Sebze ve meyveden zengin, yeterli lif içeren, kaliteli protein kaynaklarına yer veren, zeytinyağı ve balık gibi sağlıklı yağ kaynaklarını içeren Akdeniz tipi beslenme modeli, genel metabolik sağlık açısından güçlü bilimsel desteğe sahiptir.

Cilt açısından da temel hedef;

ultra işlenmiş gıdaları azaltmak,

besin çeşitliliğini artırmak,

glisemik yükü dengelemek,

sağlıklı yağları artırmak,

yeterli protein almak

olmalıdır.

Akne ve Rozaseada Beslenme Günlüğü Tutmak Neden Faydalıdır?

Özellikle rozaseada uzun yasak listelerinden önce besin-belirti günlüğü tutmak çok daha anlamlı olabilir.

Yaklaşık birkaç hafta boyunca;

ne yediğiniz,

öğün saatleriniz,

yüzde kızarma veya flushing,

yeni akne lezyonları,

bağırsak belirtileri,

uyku,

stres,

adet döngüsü,

kullanılan cilt ürünleri

birlikte takip edilebilir.

Böylece “bu yiyecek bana dokunuyor” düşüncesinin gerçekten tekrar eden bir ilişkiye dayanıp dayanmadığı daha net anlaşılabilir.

Yetişkin Aknesinde Hormonlar da Değerlendirilmeli mi?

Bazı yetişkinlerde özellikle çene hattında yoğunlaşan ve adet döngüsüyle belirgin biçimde değişen aknelerde hormonal faktörler rol oynayabilir.

Akneye;

adet düzensizliği,

belirgin tüylenme artışı,

saç dökülmesi,

kilo değişimleri,

insülin direnci bulguları

eşlik ediyorsa yalnızca beslenmeye odaklanmak yerine hekim değerlendirmesi gerekebilir.

Beslenme desteği bu durumlarda tıbbi değerlendirmenin alternatifi değil, süreci destekleyen bir parça olmalıdır.

Rozasea ve Bağırsak Şikâyetleri Birlikteyse Ne Yapılmalı?

Rozaseanın yanında uzun süredir devam eden;

şişkinlik,

gaz,

yemek sonrası karın ağrısı,

kabızlık,

ishal,

reflü,

besin intoleransı düşüncesi

varsa gastrointestinal tablo ayrıca değerlendirilmelidir.

Burada temel amaç bütün belirtileri tek bir “bağırsak problemi” ile açıklamak değil, eşlik eden sorunları ayrı ayrı incelemektir.

Bu yaklaşım hem gereksiz besin kısıtlamalarını önler hem de gerçekten müdahale edilmesi gereken alanların daha doğru belirlenmesini sağlar.

Sık Sorulan Sorular

Çikolata Sivilce Yapar mı?

Çikolatanın herkeste doğrudan sivilce yaptığını söylemek doğru değildir.

Çikolata ve akne arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalar bulunmaktadır ancak mevcut kanıtlar kesin değildir.

Özellikle sütlü çikolatalarda kakao dışında;

rafine şeker,

süt tozu,

farklı yağlar

da bulunmaktadır.

Bu nedenle tek başına kakaoyu suçlamak yerine kişinin toplam beslenme düzeni ve bireysel yanıtı değerlendirilmelidir.

Süt Sivilce Yapar mı?

Bazı araştırmalarda özellikle inek sütü tüketimiyle akne arasında ilişki bulunmuştur.

Ancak bu durum her süt tüketen kişide akne gelişeceği anlamına gelmez.

Ayrıca süt, yoğurt ve peynir aynı şekilde değerlendirilmemelidir.

Akne şikâyeti bulunan kişide süt tüketimiyle belirtiler arasında güçlü bir ilişki düşünülüyorsa kontrollü değerlendirme yapılabilir.

Bağırsak Florası Düzelince Rozasea Tamamen Geçer mi?

Hayır.

Rozasea genetik, bağışıklıkla ilişkili, nörovasküler ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı kronik bir dermatolojik hastalıktır.

Bağırsak mikrobiyotası ve bazı gastrointestinal sorunlarla rozasea arasındaki ilişki araştırılmaktadır.

Ancak bağırsak florasını düzenlemek rozaseayı kesin olarak ortadan kaldıran bir tedavi değildir.

Eşlik eden gastrointestinal sorunların doğru değerlendirilmesi ise bazı kişilerde genel sağlık ve yaşam kalitesini destekleyebilir.

Rozaseada Histamin Diyeti Yapılmalı mı?

Her rozasea hastasının düşük histamin diyeti yapması gerekmez.

Belirli histamin içeren besinlerin kişide tekrar tekrar flushing veya kızarıklık oluşturduğu görülüyorsa bu durum bireysel olarak değerlendirilebilir.

Gereksiz ve uzun süreli besin kısıtlamalarından kaçınılmalıdır.

Gluten Akneyi veya Rozaseayı Tetikler mi?

Glutenin tüm akne veya rozasea hastalarında belirtileri artırdığına ilişkin yeterli kanıt yoktur.

Çölyak hastalığı, buğday alerjisi veya hekim tarafından değerlendirilmiş başka bir klinik durum yoksa herkese rutin glutensiz diyet uygulanması doğru değildir.

Cilt İçin Kolajen Takviyesi Gerekli mi?

Kolajen takviyesi akne veya rozaseanın temel tedavisi değildir.

Yeterli protein alımı, dengeli beslenme, vitamin ve mineral yeterliliği cilt sağlığının temelini oluşturur.

Kolajen takviyesi kullanılacaksa ürün içeriği ve kişinin toplam beslenme durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Akne İçin Çinko Kullanılmalı mı?

Çinko normal cilt fonksiyonları ve bağışıklık sistemi açısından önemli bir mineraldir.

Ancak herkesin yüksek doz çinko kullanması gerekmez.

Uzun süre yüksek doz kullanım bazı başka mineral dengesizliklerine neden olabilir.

Bu nedenle takviye kullanımı kişisel ihtiyaç doğrultusunda planlanmalıdır.

Sonuç

Geçmeyen yetişkin aknesi ve rozasea alevlenmeleri yalnızca cilt yüzeyindeki bir problem olarak değerlendirilmemelidir; ancak bütün belirtileri yalnızca bağırsak veya beslenmeye bağlamak da doğru değildir.

Yetişkin aknesinde özellikle;

glisemik yük,

insülin ve IGF-1 sinyalleri,

hormonal faktörler,

bazı kişilerde süt tüketimi

beslenmeyle ilişkili araştırılan başlıca alanlardır.

Rozaseada ise tetikleyiciler daha bireysel olabilir.

Sıcak yiyecek ve içecekler, acı besinler, bazı fermente gıdalar ve kişiye özgü diğer tetikleyiciler alevlenmeye eşlik edebilir.

Bağırsak mikrobiyotası ile cilt arasındaki ilişki önemli bir araştırma alanıdır; özellikle cilt sorunlarına gastrointestinal şikâyetlerin eşlik ettiği kişilerde bu bağlantının değerlendirilmesi anlamlı olabilir.

En doğru yaklaşım;

dermatolojik tedaviyi temel almak, metabolik ve gastrointestinal faktörleri gerektiğinde değerlendirmek, kişinin gerçek besin tetikleyicilerini belirlemek ve yeterli, çeşitli, sürdürülebilir bir beslenme modeli oluşturmaktır.

Yetişkin Aknesi ve Rozaseada Diyetisyen Desteği

Tekrarlayan yetişkin aknesi veya rozaseada beslenme değerlendirmesinin amacı kişiye uzun bir yasak listesi vermek değildir.

Amaç kişinin;

günlük beslenme düzenini,

kan şekeri ve insülin dengesini,

gastrointestinal belirtilerini,

olası besin tetikleyicilerini,

besin çeşitliliğini,

mikro besin ögesi yeterliliğini

bir bütün olarak değerlendirmektir.

Özellikle yıllardır farklı yiyecekleri kendi kendinize diyetten çıkarıyor ancak hangi besinin gerçekten sorun oluşturduğunu belirleyemiyorsanız, daha sistematik bir değerlendirme gereksiz besin kısıtlamalarının önüne geçebilir.

Kişiye özel beslenme planının oluşturulması, olası besin tetikleyicilerinin değerlendirilmesi ve gerektiğinde kontrollü eliminasyon sürecinin yürütülmesi için Diyetisyen Emel Yılmaz ile Ankara Çankaya/Çukurambar'daki klinikte yüz yüze veya online beslenme danışmanlığı planlayabilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez. Akne ve rozaseanın tanısı ve tıbbi tedavisi dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Beslenme desteği dermatolojik tedavinin alternatifi değil, uygun kişilerde tedavi sürecini destekleyebilecek tamamlayıcı bir yaklaşımdır.

Yazar Hakkında

Diyetisyen Emel Yılmaz, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden Şeref Öğrencisi olarak mezun olmuş, Gazi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nde yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır.

12 yılı aşkın kamu ve klinik deneyimi bulunan Emel Yılmaz, T.C. Sağlık Bakanlığı bünyesinde obezite, diyabet ve metabolik hastalıklar alanında çalışmış; ulusal düzeyde beslenme ve halk sağlığı çalışmalarında görev almıştır. Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER) çalışmalarında da yer almıştır.

Halen Ankara Çankaya/Çukurambar'daki kliniğinde kişiye özel beslenme danışmanlığı hizmeti vermektedir.

Size özel beslenme programının oluşturulması ve danışmanlık süreci hakkında bilgi almak için Diyetisyen Emel Yılmaz İletişim sayfası üzerinden randevu oluşturabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Akne ve rozasea dermatolojik hastalıklardır; tanı, ilaç tedavisi ve tıbbi takip dermatoloji uzmanı tarafından yürütülmelidir. Beslenme düzenlemeleri tıbbi tedavinin yerine geçmez.